|

Efes’in prensi Rusya’yı fethediyor
- Anadolu Grubu’nun kurucusu Kamil Yazıcı’nın aynı adı taşıyan 23 yaşındaki
torunu, “dünyanın en zor, ama en çok istikbal vaad eden pazarı” olarak
nitelediği Rusya’da dedesinin izinden yürüyor.
Türk’üm, çalışkanım, dünya markasıyım!
Colin’s Rusya’da en çok bilinen üç jeans
markasından biri. Ama çoğunluk Amerikan markası sanıyor.
Başarının sırrı Türk-Rus sentezi -
İsmail Koçak Rusya’ya 15 yıl önce genç bir
mühendis olarak geldi, en büyük inşaat şirketlerinden birinin patronu oldu.
Bakkallarda satılmaz, Rusya’da satılır
- 29 yaşındaki Kamil Bilgiç’le 35 yaşındaki
Cengiz Savul, Muya’nın Türkiye’deki başarısini Rusya’ya taşımayı başaran iki
genç. Muya’nın Rusya öyküsünü Pusula’ya anlattılar.
Reklamla gelen başarı
- Evyap, ürünlerinin başarısını bu iki
ülkede yürütülen başarılı reklam kampanyalarına borçlu.
Oltayı Sinop’ta attı, balığı Rusya’da tuttu!
- 19 yaşında Moskova’ya geldi, 33 yaşında
başarıyı yakaladı.
İkbal Dürre, 1987’de Türk devletinin Rusya’ya
resmen yolladığı ilk öğrencilerdendi. Geçen 15 yılda ticarette düştü, kalktı ve
sonunda hedefi 12’den vurdu. Küçükken Sinop’ta oltayla istavrit avlayıp satardı,
Moskova’da büyük balık yakaladı! Fransız Beggon’un Rusya’daki 8 mağazasının
ortağı ve genel müdürü.”Rusya’da başarılı olmanın sırrı nedir?” diye sorduk.
“İşin bütün sırrını açıklayacağım. Hem de çok kolay. Bunu doğru anlayanın
Rusya’da başarısız olma ihtimali sıfırdır” dedi ve anlattı. Okuyun!
İkbal Dürre’ye, “Oltayı Sinop’ta attın, balığı
Moskova’da tuttun desene!” diye takılıyoruz. “Haklısınız” diye gülüyor,
“Hayatımdaki ilk ticari deneyimim, ilkokuldayken Sinop limanında tuttuğum
balıkları satmaktı. Şimdi Rusya’da 8 mağazaya ulaştık, belimizi doğrulttuk.
Benzetmen doğru.”
İkbal Dürre 33 yaşında bir genç. Hep güleçyüzlü,
hem “iyimser”. Moskova’daki genç Türk işadamı neslinin “yıldızı parlayan”
üyelerinden biri. Bu röportajı yaptığımız günlerde, mutluluğun zirvesindeydi
İkbal. Çünkü Rus nişanlısıyla dünyaevine girmek üzereydi. Onun hikayesinden
herkesin alacağı çok ders var. Rusya’da hiçbir şeyin sanıldığı kadar kolay
olmadığını, başarının “piyangodan çıkmadığını”, ama “Kaf Dağı’nın ardında da
olmadığını” İkbal’in anlattıklarını dinlerken düşünüyor insan.
31 Ocak 1987’de Aeroflot’un uçağı İstanbul’dan 6
Türk öğrenciyi getiriyor Moskova’ya. Dondurucu soğukta Rusya’ya ayak basanlar,
Türkiye’den bakanlığın gönderiği ilk resmi öğrenci grubu. Master için Sovyetler
Birliği’ne geliyorlar. İçlerinden sadece birisi Rusya’da kök salıp başarılı
olacak, diğerleri Türkiye’ye dönecek. O an bunu kimse bilmiyor. 19 yaşındaki
İkbal de…
İkbal Dürre, Ankara’da Rus filolojisi eğitimi
görmüş. “80’lerin ortasında Türkiye’de Rusça öğrenmek nereden aklına geldi?”
diyoruz. “Rus filolojisi benim ikinci tercihimdi. Gorbaçov’la başlayan
perestroyka dönemi, ilgimi Rusçaya yöneltmişti” diyor. Sinop’ta bir memur
çocuğu olarak büyüyen İkbal Dürre, Moskova’da Uluslararası İlişkiler okuyor. Bu
arada 90’ların başında Türk işadamlarının Rusya’ya akını başlıyor. Ve hayatın
akışı değişiyor. O günleri şöyle anlatıyor İkbal Dürre:
“Biz, Rusça bilen nadir Türklerdendik. Bu
yüzden, Türkiye’den gelen işadamlarına tercümanlık yapıyorduk. Böylece ticarete
de yavaş yavaş bulaştık. Sonra, kendi başımıza iş yapmayı denedik.”
İkbal Dürre bu süreçte çok değişik işlerle
uğraşmış. Rusya’ya laserle göz tedavisi için gelen Türk hastalara yol
göstermekten plastik mutfak malzemeleri satışına kadar. Ama bu işlerle para
kazanamaış, ancak “durumu idare edebilmiş”. “Çocukken Sinop’ta limanda oltayla
balık tutar satardım. Baktım ki benim tuttuğumla olmuyor, mahallenin çocuklarını
organize ettim. Onların tuttuğu balıkları da alıp pazarda satmaya başladım. İlk
ticari deneyimim buydu. Sonra epeyce faydasını gördüm tabii!” diyor keyifle.
İkbal Dürre’nin hayatı, 1999’da Fransız bayan
konfeksiyon markası Beggon’un büyük ortağıyla tanışınca değişiyor.
Koleksiyonunun yüzde 80’ini Türkiye’de üreten firma, Moskova’da mağaza açmak
istiyor. Moskova’yı ve sektörü iyi bilen bir “supervisor” arıyor. Bu işe İkbal
Dürre soyunuyor. 15 yıllık Rusya deneyimini doğru kullanarak merdivenleri hızla
çıkıyor. İki yıl içinde Moskova’da 6, St. Petersburg ve Volgograd’ta 1’er
mağazayı açıyor. Moskova ve St. Petersburg’ta birer mağaza daha açılmak üzere.
Hedef, yakın vadede toplam 10 mağaza ve yıllık 10 milyon dolar ciro. Daha sonra
Rusya Federasyonu’na yayılıp her büyük şehirde bir mağaza açmak planlanıyor.
Bugün gelinen nokta, bu çıtanın İkbal Dürre ve ortakları için çok da yüksek
olmadığını gösteriyor. Şu an Mexx, Mango gibi markalar dahil, bayan konfeksiyon
mağazacılığında Moskova’da Beggon’la yarışacak kimse yok.
İkbal Dürre, Moskova’daki Fransız Ticaret
Ataşeliği’nin de gözdelerinden. Moskova’ya gelen Fransız işadamlarını,
deneyimlerini paylaşması için İkbal’e gönderiyorlar. İkbal Dürre, Fransız veya
Türk her ülke malının, kaliteli olması ve marka yaratmaya dönük ciddi reklam
bütçesi ayırması halinde Rusya pazarında başarılı olacağını söylüyor.
İkbal’e “başarısının sırrı”nı soruyoruz. Bu
soruyu, çoğu insan kısaca “çok çalışmak, azmetmek vb.” gibi klasik cevaplar
vererek geçiştirir, deneyimini başkalarına aktarmaktan kaçınır. Tam aksine İkbal
Dürre, bir anda heyecanlanarak ve “ölümsüzlüğün sırrını” verecekmiş gibi gözleri
ışıldayarak cevap veriyor:
“Bakın, işin bütün sırrını açıklayacağım. Hem de
çok kolay. Bunu doğru anlayanın Rusya’da başarısız olma ihtimali sıfırdır. Ben
bir anlamda ‘cennetin anahtarını’ bedava veriyorum. Beni iyi dinleyin”.
Ve İkbal Dürre, “Rusya’da para kazanmanın, iyi
iş yapmanın sırrını” şöyle açıklıyor:
“Rusya’da iki dünya var. İlki ‘ruble dünyası’,
ikincisi ‘dolar dünyası’. İlkinde, 1.500-2.000 ruble maaş alan, ama attıkları
bir imzayla işinizi yapan veya bozan insanlar var. Bu insanlar kendilerini,
Rusya’nın gerçek sahipleri sayıyorlar. İkincisinde- yani “dolar dünyası”nda biz
yabancılar ile Yeni Ruslar, hızlı zenginleşen kitle var. İşte başarının sırrı bu
iki dünya arasında dengenin bulunmasıdır. Ortada müthiş bir gelir dengesizliği
ve güç var. İş yaparken bu dengeyi bulmak sizin önceliğiniz olmalı. Yabancı
işadamı olarak amacınızın bağcı dövmek değil, üzüm yemek olduğunu
unutmamalısınız. Ruslarla ilişkinizde özenli olmalısınız. Bu dengeyi bulursanız
başarılı olmamanız imkansız.”
İkbal Dürre’nin hem bu ülkede iş yapanlar, hem
yapmak isteyenlere tavsiyeleri var. Diyor ki:
“Rusya’da iş yapmanın maliyeti, Türkiye’de
sanıldığından daha ağır. Birçok insan yanlış bilgilerle geliyor, daha işe
başlayamadan, iş için ayırdığı cebindeki para bitiyor. Görünmeyen genel giderler
fazla. Buna dikkat
Rusya’da ne iş yapılsa olur sanılıyor, birçok
insan bilmediği işe girişip zarar ediyor. Herkes kendi iyi bildiği işi yapsın.
Rusya’yla iş yapan veya işini burada genişletmek
isteyenler, çocuklarını veya genç elemanlarını önceden Rusya’ya yollasınlar.
Üniversiteyi Avrupa’da, Amerika’da değil burada okutsunlar. Böylece hem Rusaçyı
hem de Rusya’yı iyi bilen elemanları olur.
Dünyada Rusya ve Türkiye dışında ‘Avrasya
ülkesi’ tanımına giren başka ülke yok. Birbirmize çok benzememiz, birbirmizi
kolay anlamamızın nedenleri açık. Tarihte yaşananlara baktığınzda, Ruslarla
Türkler arasında inanlımaz benzerlikler var.Tarih iki halkı da çok şımartmamış,
hep karşılarına güçlükler çıkartmış ama bu sayede iki halk de zorluklara
katlanmyı öğrenmiş.
Biz Türklerin Rusya’da hızla oragnize olmamız
lazım. Artık herkes işini yüzde yüz legalize etmeli. Rusya artık bu süreçte ve
geri dönüş olmayacak. Üretim doğal bir süreç, buna uymak lazım.”
Wall Street’ten Moskova’ya
- Harvard master’lı Batubay Özkan, henüz 28
yaşında ama ünlü milyarder Hodorkovski’nin bankası Rus Trust Bank’ın üst
yönetimindeki tek yabancı.
|